SAHİL
GÖZÜNDEN
Sabahın altısında güneş tekrar yüzünü
göstermeye ve etrafı aydınlatmaya başlıyordu. Her zaman bu anı heyecan ve
sabırsızlık içerisinde bekliyorduk. Güneş açtıktan ve batmasına kadar olan
bütün bu sürede insanların yüzmesini izlemek, oyunlarına ortak olmak ve onların
bu güzel anlarına şahitlik etmek bizi eğlendiriyordu. Onları ve onların yaptığı
bütün şeyleri her zaman görebiliyorduk. Ama yaptıkları davranışlar bizi bazen
mutlu ediyor, bazen de ya kızdırıyor ya da üzüyordu.
İnsanların bizi mutlu eden anlarına örnek
olarak, denizden çıktıktan sonra, üzerimize basarak şezlonglarına gitmeleri,
bizi bir an bile olsa, serinletiyordu. Bir maraton koşucusunun, maratonu
tamamladıktan sonra suyu kendi kafasına döküp serinlemesi gibi.
Bazen de, öğleden sonralarında vakitlerde,
saat beş civarı, güneş yavaş yavaş kaybolmaya başlarken çocuklar,
arkadaşlarıyla ya da aileleriyle top oynuyorlardı. Hem eğlenip hem top
kaçtığında denize atlıyorlar ve tekrar yüzüyorlardı. Çifte eğlenceye de bir
bakın! Onlar oynarken gülüşmeleri bizi her defasında daha da mutlu ediyordu.
İşte bunlar; insanların gülüşmelerine ve
bizi de güldürmelerine bir-iki örnekti. Ama maalesef kötü şeyler de olmuyor
değil. Hayat bu; mutlu anların yanında bizi mutsuz eden anlar da var; istesek
de, istemesek de.
Mesela insanların sigaralarını içtikten
sonra izmaritlerini üzerimize atmaları çok büyük bir saygısızlık. Biz de
doğanın bir parçasıyız; bunu yapan cahil insanlar ve her şey gibi. Buna benzer
şekilde, insanların mısırlarını yedikten sonra, koçanlarını atmaları ve bu
eziyeti bizim çekmemiz örnek olabilir. Hele ki en kötü şey de en berbatı:
Geceleyin içilen içki şişelerinin çöpe atılması yerine kum üzerinde
bırakılması. Bu iğrenç alkol kokusunu çöpler temizlenene kadar çekiyoruz.
Tüm bu saygısızlıklara ve cahilliklere
tanık oluyoruz ve bunları bizzat yaşıyoruz. Ama insanlar bilmiyor ki; doğayı
oluşturan bir parça hem kendileri hem de biziz. Eğer birbirimizi korumazsak,
temiz tutmazsak ve birbirimizin değerini bilmezsek bir gün bir hiç olacağız.
Ömrümüzün neredeyse bütün günleri böyle
geçiyor. Bir sembol olarak, denizle bütünleşip “sahil”i oluşturuyoruz. İyi,
kötü; mutlu, hüzünlü; güzel, çirkin ne varsa yaşıyoruz. Neler olup bitiyor,
görüyoruz. Sanmayın ki algılama kabiliyetimiz yok. Bütün anılarınız bizde
saklı.
Yine de ne olursa olsun siz iyi şeyler
yapmaya çalışın, temiz ve düşünceli birer insan olun. Bize çöplerini, izmaritlerini, şişelerini
atan tüm saygısız ve dikkatsiz insanları uyarın. Çünkü sizin denizde veya kumda
gördüğünüz tüm bu pislikleri, o insanlar yapıyor. Gülüşen, mutluluk saçan ve
iyilik yapanların dışındaki insanlar yani.
Son olarak da, bizi böyle yakından
tanıdığınızı ve neler yaşadığımızı bilmiyorsunuzdur büyük ihtimalle. İçinizde
doğayı koruyan ve çok sevenler vardır ama ne yapayım anlatmazsak olmaz ki. Biz
olmazsak şezlong olmayan yerlerde nasıl havlunuzu sereceksiniz, nasıl top
oynayıp eğleneceksiniz? Her şeyin değeri olduğu gibi bizim de bir değerimiz
var. Asla bir kum taneciği veya bir çakıl taşı diye savurup atmayın bizi. Çünkü
yalnızca kendimiz için yaşamamız olanaksızdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder