3 Şubat 2017 Cuma

Şubat Ayı Birinci Deneme Yazısı

SAHİL GÖZÜNDEN

     Sabahın altısında güneş tekrar yüzünü göstermeye ve etrafı aydınlatmaya başlıyordu. Her zaman bu anı heyecan ve sabırsızlık içerisinde bekliyorduk. Güneş açtıktan ve batmasına kadar olan bütün bu sürede insanların yüzmesini izlemek, oyunlarına ortak olmak ve onların bu güzel anlarına şahitlik etmek bizi eğlendiriyordu. Onları ve onların yaptığı bütün şeyleri her zaman görebiliyorduk. Ama yaptıkları davranışlar bizi bazen mutlu ediyor, bazen de ya kızdırıyor ya da üzüyordu.
    
     İnsanların bizi mutlu eden anlarına örnek olarak, denizden çıktıktan sonra, üzerimize basarak şezlonglarına gitmeleri, bizi bir an bile olsa, serinletiyordu. Bir maraton koşucusunun, maratonu tamamladıktan sonra suyu kendi kafasına döküp serinlemesi gibi.
                                                                                                                                                      
     Bazen de, öğleden sonralarında vakitlerde, saat beş civarı, güneş yavaş yavaş kaybolmaya başlarken çocuklar, arkadaşlarıyla ya da aileleriyle top oynuyorlardı. Hem eğlenip hem top kaçtığında denize atlıyorlar ve tekrar yüzüyorlardı. Çifte eğlenceye de bir bakın! Onlar oynarken gülüşmeleri bizi her defasında daha da mutlu ediyordu.
    
     İşte bunlar; insanların gülüşmelerine ve bizi de güldürmelerine bir-iki örnekti. Ama maalesef kötü şeyler de olmuyor değil. Hayat bu; mutlu anların yanında bizi mutsuz eden anlar da var; istesek de, istemesek de.
    
     Mesela insanların sigaralarını içtikten sonra izmaritlerini üzerimize atmaları çok büyük bir saygısızlık. Biz de doğanın bir parçasıyız; bunu yapan cahil insanlar ve her şey gibi. Buna benzer şekilde, insanların mısırlarını yedikten sonra, koçanlarını atmaları ve bu eziyeti bizim çekmemiz örnek olabilir. Hele ki en kötü şey de en berbatı: Geceleyin içilen içki şişelerinin çöpe atılması yerine kum üzerinde bırakılması. Bu iğrenç alkol kokusunu çöpler temizlenene kadar çekiyoruz.
    
     Tüm bu saygısızlıklara ve cahilliklere tanık oluyoruz ve bunları bizzat yaşıyoruz. Ama insanlar bilmiyor ki; doğayı oluşturan bir parça hem kendileri hem de biziz. Eğer birbirimizi korumazsak, temiz tutmazsak ve birbirimizin değerini bilmezsek bir gün bir hiç olacağız.

     Ömrümüzün neredeyse bütün günleri böyle geçiyor. Bir sembol olarak, denizle bütünleşip “sahil”i oluşturuyoruz. İyi, kötü; mutlu, hüzünlü; güzel, çirkin ne varsa yaşıyoruz. Neler olup bitiyor, görüyoruz. Sanmayın ki algılama kabiliyetimiz yok. Bütün anılarınız bizde saklı.

     Yine de ne olursa olsun siz iyi şeyler yapmaya çalışın, temiz ve düşünceli birer insan olun.  Bize çöplerini, izmaritlerini, şişelerini atan tüm saygısız ve dikkatsiz insanları uyarın. Çünkü sizin denizde veya kumda gördüğünüz tüm bu pislikleri, o insanlar yapıyor. Gülüşen, mutluluk saçan ve iyilik yapanların dışındaki insanlar yani.


     Son olarak da, bizi böyle yakından tanıdığınızı ve neler yaşadığımızı bilmiyorsunuzdur büyük ihtimalle. İçinizde doğayı koruyan ve çok sevenler vardır ama ne yapayım anlatmazsak olmaz ki. Biz olmazsak şezlong olmayan yerlerde nasıl havlunuzu sereceksiniz, nasıl top oynayıp eğleneceksiniz? Her şeyin değeri olduğu gibi bizim de bir değerimiz var. Asla bir kum taneciği veya bir çakıl taşı diye savurup atmayın bizi. Çünkü yalnızca kendimiz için yaşamamız olanaksızdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder